YAŞAMIN KIYISINDA BİR KASABA
- 7 Tem 2012
- 3 dakikada okunur
Kimler geldi kimler geçti bugüne kadar, ne çok medeniyetlere tanık oldu, ev sahipliği yaptı ? Hepsini de gönül hoşluğu ile ağırlamış olmalı ki, taliplisi çok oldu Enez'in.Trak kabilesinden tutun da Aiollar'a, Mytileneniler'e Kymeliler'e, sonrasında Pers İmparatorluğu'ndan Ptolemasyonlar'a, Romalılar'a, Bizans Imparatorluğu'ndan Cenovalılar'a ve nihayet Osmanlı İmparatorluğu'na kadar, herkes suyunu içmiş, ekmeğini yemiş ve eminim o muhteşem denizine hayran olmuş, o güzelim kasaba için canını ortaya koymuştur. Hoş, biz hazıra konduk ama kıymetini biliyoruz elbette. En azından oradan gelip geçmiş medeniyetlerin kalıntılarını, evlerimizin birkaç yüz metre ilerisindeki -hem de yıllardır- kalede kazı çalışmaları ile çıkarıp gözler önüne serdiklerinde, bizden önceki sahiplerine "siz de yaşadınız tamam ama artık Enez bizim" deyip bir gönül göndermesi yapıyoruz.
Düşünüyorum da ; Pers İmparatoru Ali Galip'i tanısa idi, Cenovalılar postacı Mahmut abiyi bilse idi mesela; kendilerini aynı döneme taşıyıp bir kez de Enez'i bu hali ile yaşamak için neler vermezdi kimbilir? Çok mu abarttım ya da çok mu ütopik oldu dersiniz, olsun varsın, Enez'de yaşamış ve Enez'e damgasını vurarak göçmüş ve bana göre her biri kendi içinde bir yaşam sanatı sergilemiş, yaşam ustası Enez'liler için çok daha uç benzetmeler yapılsa yeridir bence..
Sanırım Kartopu Derneği'nin facebook sayfasında paylaşılmıştı, dörtlüğü aynen aktarıyorum;
ENEZ'DEN GEÇİLMEZ,
ENEZ'E GİDİLİR...
BAKARSIN Kİ YOL BİTMİŞ,
BİR YANIN GÖL, BİR YANIN NEHİR..
YÜZÜN DENİZDİR..
Yusuf KILIÇ / Keşan
Bu dörtlüğü yazan Yusuf Kılıç'ı alkışlıyorum ve teşekkür ediyorum, Enez ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi zira. "Enez'den geçilmez, gidilir" ne kadar hoş bir ayrıcalık, ne kadar güzel bir üstünlüktür bu Enez için..Sırf bu nedenle bile Enez'e gidilir, gidilmeli, gidilecek-mi-?
Yazımın başlığı "Yaşamın Kıyısında Bir Kasaba"... Nelerin kıyısında ve sınırında değil ki aslında? Ege denizinin kıyısında, Meriç nehrinin kıyısında, Gala gölünün kıyısında, Yunanistan sınırında..Hep bir şeylerin bittiği -ya da belki tam tersi başladığı- yerde , yüreklere vuran küçücük dalgaların kıyısında, velhasıl; yaşamın kıyısında bir kasaba ve kim bilir belki de sırf bu nedenle yaşamın tam da ortasında bir yerlerde.. Ayrımına varmak için önce Enez'de yaşamış olmak, ekmeğini yemek, suyunu içmek, denizine girmek, balığını yemek, kalesinden güneşin batışını seyretmek, poyrazında üşümek ve kısacası ben Enezli'yim demek gerek...
"Enez'in meydanına bir soba kurulsa herkes ısınabilir!"...Bu cümle son yıllarda duyduğum, dogduğum büyüdüğüm güzel Enez için söylenebilecek en sıcak, en hoş ve en samimi bir cümle olarak hafızama kazındı, söyleyene binlerce teşekkürler..
Bir tiyatro sahnesi olsa idi Enez'in, sanırım asla sanatçı ihtiyacı hissetmeden hem de kapalı gişe oynayacak bir sürü sahnesi olurdu ve yazar da istemezdi ayrıca, çünkü ; bütün yaşanmışlıklar kendi içinde birer eser oldurdu zaten.. Tabut içinde Ali Galip'ın Enez meydanından, omuzlar ustunde geçiriişi ve sonrasında yaşanlanları duymayan yoktur sanırım, alın size tamamen doğaçlama bir tiyatro..
İddia ediyorum; Enez çok özel bir kasaba, hem coğrafi yapısı hem biribirinden harika insanları ile olağanüstü özellikleri var. Ama nedendir bilinmez, kader mi kadersizlik mi hiç bilinmez bir türlü kabuğunu kıramamış, belini bir türlü düzeltememiş, senelerdir ekonomik sıkıntıları ile boğuşmakta.. Balığı bol, güneşi denizi doğal zenginlikleri sınırsız... Bu ne yaman çelişkidir di hala dışa açılamamakta ve bu güzellikleri ekonomisine ve gelişmesine bir fayda sağlayamamaktadır.. Ki bana göre asla bunu hak etmiyor..
Şimdilerde bir "cittaslow" var Enez'in gündeminde değil mi? Seferihisar örnek alınarak, olur mu olmaz mı tartışmalarına şahit oluyoruz.. Kartopu derneği bu projeye öncülük etmekte. .Bence OLUR, bal gibi olur hem de -hatta- olmazsa şaşarım.. Eğer olmaz ise , " hiç emek edilmemiş hiç istenmemiş demek ki" derim.. Enez kaderini değiştirmeli, bir şekilde bunu başarmalı?.Bu o kadar da zor değil, "inanmak başarmanın yarısıdır".. O halde istenirse Enez, bu ülkede sesini duyurabilir, hatta çıtayı yüksek tutmak lazım; Dünya'da duyurabilir, bunun için o kadar çok neden var ki!!! Yeter ki istensin, hedeflensin ve çalışılsın..Belediye desteği ve halkın desteği ile Enez hakettiği yere gelecektir. Benim bu konudaki inancım tamdır..
Hadi Enez, yaşamın kıyısından çıkıp, yaşamın tam içinde olmaya, Dünya'ya açılmaya ve hakkettiğin değerlere kavuşmanın vaktidir..
16/06/2012
Alanya

Yorumlar